The Spisateljica.
Çok farklı bir kelime, hatta kelime bile değil, değil mi?
Tanım: Farklı kültürlerden beslenen, hayatında her daim hikâyeleştirmeye yer bulan, birine kızdığında “Neyse, en azından romanıma kötü karakter çıktı,” diye sevinebilen genç bir kadın. İngilizcedeki “The” eki ile Boşnakça “kadın yazar” anlamına gelen “spisateljica” kelimelerinin birleşiminden oluşmuştur. Halk arasında “Zeynep” olarak bilinir. Türk polisiye edebiyatına Dedektif Haakon karakterini kazandırmıştır (bunu yaparken kedisinden ilham aldığını biliyor muydunuz, artık biliyorsunuz)
Peki, neden burada bu “the spisateljica”?
Çok büyük cümleler kurmak istemiyorum, benim tek isteğim özellikle kara bulutların üzerimizde dolaştığı bugünlerde dudağınızın kenarında küçük bir tebessüm oluşturabilmek. Bunun oluşup oluşmadığını göremiyorum (teknoloji o kadar ilerlemedi, belki bir gün, kim bilir?) ama oluşması ihtimali bile beni buraya fazlasıyla çekiyor. İki romanın yazarı olarak küçük bir olaydan bile derin noktalara varabiliyorum. Vardığım noktaları sizlerle paylaşmak, bazen sizi gülümsetmek, bazen de düşündürmek için buradayım.
Yine de hatırlatmakta fayda var, aşağıdaki görseli lütfen dikkate alınız 🙂


Yorum bırakın