Kalabalıkta yer bulan o canlı

By

Blog fikirleri defterimi selamlayınızzzzz

Blog defterimi selamlayın öncelikle ehehe, fikirlerimi buraya not ediyorum ✍🏻 Kırtasiye eşyalarına bayılıyorum, normalde insanlar kozmetik mağazalarında kendini kaybeder, ben kırtasiyede ve kitapçıda kendimi kaybediyorum 🙂

Yağmurlu bir İstanbul günüydü bugün (çok yaratıcı bir başlangıç ahaha), benim de normalde asla işim düşmez ama bugün düştü, Kanyon Alışveriş Merkezi’ne gittim. Tam metrodan çıkıyordum ki aklıma geldi, “Şu meşhur kedi orada mıdır acaba?”

Bilmeyenler için özet geçiyorum; Kanyon Alışveriş Merkezi’nin girişinde yatan bir kedi var ve kedinin yatağını çalmışlardı (artık hiçbir şeye şaşırmayacağımı söylüyorum ama insan her seferinde tükürdüğünü yalar mı, yalıyor işte). Sonra canımız insanlarımız sosyal medyanın da gücüyle kediciğe (cinsiyetini bilmiyorum yalan olmasın) yatak, oyuncak, ne varsa sağlamışlardı.

Neyse, şimdi olaya dönelim.

Baktım girişte bir kalabalık, “Evet bulduk pisiciği,” diye yavaşça yanına geldim. Tabii kendileri meşhur olduğu ve benim de acelem olduğu için fotoğrafını tam çekemesem de tip şu şekil:

Pazar keyfine denk geldik pisimiyavın 😀

Etrafına baktım, gerçekten kediye ev döşemişler resmen. Mamalar, oyuncaklar, bir kedinin ihtiyaç duyacağı her şey. O kadar tatlıydı ki. Biri de “Para değil, mama bırakın,” yazmış. Kediler para kullanabilseydi mama değil şampuan alırdı bence, kedi insanları bilir ki kedilere bir saniye (sadece bir saniye) dokunursunuz, o bir saat kendini temizler, eee o kadar temizliğe anca yeterdi 😀

Her şey çok güzeldi ama ben şunu anlayamadım, kendi hayatımda da sorguluyorum; biz neden bir şeyin kıymetini bilemiyoruz, zamanında değer vermeyi bilmiyoruz? Tamam, bu kedinin bir yatağı vardı, bakılıyordu bu çocuğa, bunda hemfikiriz ancak aşağıda da görebileceğiniz gibi tüm bu eşyalar ve yazılı ricalar yatağı çalındıktan sonra eklenmişti. Neden bunun olması beklendi? Daha önceden yapılamaz mıydı bunlar?

Eksik olmayın, sağ olun bu arada, belki bunları koyanlardan gören birinin önüne düşerse diye 🙂

Korumamız gereken şeylerin değerini ancak başlarına bir şey geldiğinde anlamamız çok acı. Acı ama biliyorum ki bu bir insan kusuru, bunu okuduktan sonra bile yapmaya devam edeceğiz.

Bu kedinin duruşu ise hoşuma gitti, düşünün orası bir alışveriş merkezi ve aşırı kalabalık, herkesin bir acelesi var. Kimi yemeğe yetişiyor, kimi hediye alacak, kimi arkadaşıyla buluşacak, kimi ayrılığa gidiyor… Bu kedi ise her şeyin ortasında duruyor. Kendine bu kalabalığın içinde bir yer bulabilmiş, hem fiziki olarak, hem manevi olarak.

Zaten şöyle derler kediler için; kediler sıvıdır, girdikleri yerin şeklini alırlar. Bu yalnızca fiziksel olarak değil, manevi hayatta da çok doğru. Her şeye uyum sağlıyorlar, her şeye.

Kedilerin bu yönüne çok özeniyorum. İki kedinin ablası olarak söylüyorum ki gerçekten bazen aslında insan olduklarından ama kedi kılığında dolaştıklarından şüphe ediyorum. Aslında bir insanın yapması gereken her şeyi onlar yapıyor, hayatı doğru yaşamayı onlar biliyor bence. Bazen insan olduklarını hayal ediyorum, herhâlde Simba ile sokağa çıkar gezerdim (kedi yaşının insan karşılığı otuz küsur oluyor), Minik’in de dizine yatıp dertleşirdim (o da kırklarında bir hanımefendi oluyordu). Annem yapay zekâya kedilerimizi insan olarak çizdirmiş. Başta “Ne güzel insanlar olurlarmış, neden olmamışlar ki,” diye üzülsem de Allah’ın bir bildiği olduğunu hatırlayarak rutin hayatıma devam ettim.

Çevrenizde bir kedi varsa onu sevin, davranışlarını gözlemleyin. Romanlarımın baş karakteri Dedektif Haakon’u, sevgili Norveç orman kedim Simba’dan ilham alarak oluşturdum. İnsan ilişkileri konusunda da evimizin prensesi Minik tam bir ilham kaynağı, hem mesafeli hem de kendini sevdiriyor. Dengeyi sağlamış.

Kısacası, kediler gözlemlenmeye değer canlılar diye düşünüyorum. Davranışları, yürüyüşü, hareketleri, tepkileri, hiçbir şey yapmasalar bile duruşları yetiyor. Kediler çok büyük ilham kaynakları. İlham gelmese bile en azından size bir mutluluk getirebilir. Keyif verebilirler.

Beş yaşındaki çok sevgili Norveç orman bebeğimiz, Dedektif Haakon’u ortaya çıkarmamı sağlayan kankam Simba’yla tanışın ifinim :))
Yeni nevresimlerim ve eşyalarım sekiz yaşındaki Minik Hanım’ın kalite kontrolünden geçti, Minik de Van Gogh seviyor, oleeeyyy. 😀

Gidin ve çevrenizdeki bir pisimiyavı hemen sevin ama çok dikkatli olun, abartırsanız tırmalayabiliyorlar, gözünüze pati atabilirler. Ama kedidir ne yapsa yeridir 😀

Çok elzem not: korkanlara hiçbir sözüm yok, bu çok normal. İnsanlar hayvanlardan korkabilir. Sizin onlara zarar vermemeniz yeterli. Siz videolarına da bakabilirsiniz, onlarla ilgili okumalar yapabilirsiniz ve onlar yine de ilham getirirler, onlara temas etmeniz şart değil ❤️

Posted In ,

“Kalabalıkta yer bulan o canlı” öğesine 2 yanıt

  1. thoughtfullycandye73a14ca22 Avatar
    thoughtfullycandye73a14ca22

    Simba ve Minik’e bayıldım çok tatlılar 😍😍 kedilerin gerçekten muhteşem bir enerjisi var ve insanlara ders verecek özelliklere sahip masum dostlarımız. Karşılıksız, koşulsuz sevginin ne olduğunu,anda yaşamayı, avına hedefine doğru giderken sadece hedefine kilitlenmeyi, nefes alış verişini değiştirip o mır mır sesleri eşliğinde yavaşlamayı öğretirler bizlere. Ben de bazen kedimin insana dönüştüğünü, benimle dans ettiğini hayal ederim. 😆 AVM önündeki kedi için mama, yatak vs ihtiyaçların koyulması çok hoş. Hayvansever dostlarımız daha da artar umarım, onlar iyiki varlar. ❤️

    Liked by 1 kişi

    1. jeijeijeinepp Avatar

      Kesinlikle, bir de gerçekten istemedikleri yerde durmuyorlar. Çok sağ ol, ben ikinci romanımın önsözünde ikisine de teşekkür ettim zaten, ciddi ilham kaynakları ❤️ Bence konuşabilselerdi insanlarla egoları çatışırdı, bu da Allah’ın bir hikmeti.

      Liked by 1 kişi

Yorum bırakın